Image
Image

Xodlu Hıfzi

1860-1909. Artvin’in Yukarı Xod (şimdiki adı Yukarı Maden) köyünde doğdu. Asıl adı Mehmet’tir. Şenkaya’da hocalık yapan babasının yanında medrese eğitimiyle birlikte Kuranı da ezberleyerek hem hafız hem de hoca oldu.

Aşıklık geleneğini küçük yaşlarda öğrenmeye başladı.

Xodlu Hıfzi ve yan odada yatan amcasının kızı Emine aynı gece karşılıklı bade içerek birbirlerine aşık oldular.

Sabah olunca yataktan kalkmayan Hıfzi’nin hasta olduğunu düşünen annesi komşularının yardımını istedi. Bunun üzerine gelen komşulardan bilge bir adam, korkulacak bir şey olmadığını, Hıfzi’nin hak aşığı olduğunu söyledi.

O günden sonra sürecek olan amansız bir sevdanın ilk ifadesi ise Hıfzi ve Emine’nin karşılıklı türkü söylemeye başlamalarıyla oldu.

Oğlunun aşık olduğunu duyan babası, yeğeni Emine’yi Xod’a geri gönderdi. Bunun üzerine Hıfzi de Şenkaya’yı terk ederek sevdiğinin peşine düştü.

Bir süre Erzurum’da kalan Hıfzi, dönemin ünlü aşıklarından Çıldırlı Şenlik ve Narmanlı Sümmani’yi de evinde konuk etti ve onlarla karşılaşmalar yaptı.

Uzun yıllar Kuzeydoğu Anadolu’da hocalık yaptığından Hafız Mehmet olarak da bilinir. Hem şiirleri hem de yaşamı bölgede yaşamış başka aşıklarla karıştırılır.

Şiirleri daha çok, asıl adı Recep olan Kağızmanlı Hıfzi (1893-1918) ve yörede yaşamış bazı aşıklarınkiyle karışmıştır.


Kaynak:

Şiirler

Göründü


Şükür olsun yaradana çok şükür
Gözümüze hub bir mekan göründü
Şeyda bülbül gibi gurbet ellerde
Nevreste goncalı gülşen göründü

Hayıf bize mesken oldu yad eller
Üstümüze güldü sahralar çöller
Peder mader mesken tuttuğu yerler
Ahibba-i sadık yaren göründü

Aşkın deryasına bir yelken açtım
Ab u danem çekti gurbete düştüm
Nasip oldu yüce dağlardan aştım
Dil şehriyle hubbel vatan göründü

Hıfzi der ki sergeristan elimiz
Ayrılık firkati büktü belimiz
Nasip memlekete döndü yolumuz
Cenneti okşayan her yan göründü

* * *

Devretmiş


Tefekkür kıl gideceksin dünyadan
Fani dünya çok insanı devretmiş
Evvel gelen önce gider dünyadan
Gelen giden çok bir canı devretmiş

Mihnet-i dünyadır çekeriz cefa
Köhnezan karıdır onulmaz vefa
Hükmeden nicoldu ol kaftan kafa
Davut oğlu Süleymanı devretmiş

Çok merd-i merdanın kırılmış beli
Hani Hamza hani Hazreti Ali
Zor kuvvet sahibi Rüstem Zaloğlu
Nice yiğit pehlivanı devretmiş

Hani nur sahibi verirdi ziya
Hani haktan kudret bulan evliya
Çok ulema veraset ül enbiya
İlmi uzma bahr ummanı devretmiş

Nice nergis hublar gezerdi süste
Nazik beden beslenirdi kafeste
Ölüm yatağında hastayım hasta
Derler birgün bu Hıfzi’yi devretmiş
Bilir


Bir acayip nesne gördüm gören insanlar bilir
Marifet insandadır sorma ne madenler bilir
Üç başı var dört ayağı dört kulaktan maada
Yirmi dört azası vardır cümle irfanlar bilir

Yedi azadır binası cevahirden halidir
Yedi iklimde muteber gonca gülün dalıdır
Kıymetiyle yedi düvel çar köşenin malıdır
Çok kimse alıp satamaz baş bezirganlar bilir

İki yüz altmış dört bin ayak baş var altmış durur
Köhne değil bir civandır tazeden yetmiş durur
Seyyahı vardır cihanda çok yere gitmiş durur
Üç yüz dokuz sahibi var okuyan canlar bilir

Bir firkat alır içerden ağzından ateş döker
Gah olur dağlar misali gözlerinden yaş döker
Minnet-i meclis olanda kadeh kırar baş döker
Muhabbet yeğ olduğunda nice merdanlar bilir

Yavrusu çok bir kuş vardır gider başına konar
Yavruları etrafında acep pervane döner
Der ki Hıfzi bilmeyenler sözümü hilaf sanar
Ferasetten bu rumuza yeten insanlar bilir

* * *

Eğlendirir


Düştüm yar derdine tıfıl çağımda
Sevda vücudumu dad eğlendirir
Feleğin elinden aman el aman
Aldılar sevdiğim yad eğlendirir

Nedir bilmem bu derdime çareler
Açtı yüreğime odlar yareler
Kimin al giymiş kimin kareler
Yiğidin sinesin od eğlendirir

Bu aşkın ucundan zarar edemem
Özge vatanımdan firar edemem
Verseler cihanı karar edemem
Hıfzi’yi Livane Xod eğlendirir