Image
Image

Xodlu Halil

1941 yılında Artvin’in Aşağı Xod (şimdiki adı Aşağı Maden) köyünde doğdu. Asıl adı Halil Halit Yıldırım’dır. İlkokulu köyünde okudu.

Küçük yaşlardan itibaren halk şiiri ve aşıklık geleneğine ilgi duymaya başladı. Köyüne gelip giden ve yörede yaşayan birçok aşığın etkisi ve katkısıyla kendini geliştirdi. Bir zaman bağlama çaldı ancak sonraki dönemlerde bıraktı.

Kendi köylüleri Şamili (1810-1865), Mahcubi (1835-1905) dışında Narmanlı Sümmani (1860-1915), Çıldırlı Şenlik (1850-1913) gibi Kuzeydoğu Anadolu aşıklarının türkülerini ve hikayelerini öğrendi.

Bir süre köyünde muhtarlık da yapan Xodlu Halil, hem bu dönemde karşılaştığı sorunları, hem de başka birçok konuyu şiirlerinde dile getirdi.

Xodlu Halil'in şiirleri değişik gazete, dergi ve araştırmalarda aktarıldı.

Xodlu Halil’in şiirlerinin bir bölümü »Yoruldum« (2014) adıyla yayımlandı.

Şiirler

Yoruldum


Dünya ahvalini nazar eyledim
Bu alemi düşündükçe yoruldum
Memur oldum gerçekleri söyledim
Hak yoluna baş indikçe yoruldum

Mevla ihsan etmiş temiz bir yürek
Temiz tutmak için çalışmak gerek
Gurbet ellerinde elimde kürek
Geçim için eşindikçe yoruldum

Saçlarıma beyaz örtü çekildi
Damağımda diş kalmadı döküldü
Yaşım ilerledi belim büküldü
Mafsallarım aşındıkça yoruldum

Fırsat düştü kıymetini bilmedim
Bu dünyada doya doya gülmedim
Çok çalıştım mülk sahibi olmadım
Evden eve taşındıkça yoruldum

Halil böyle bu alemin akışı
Ölüm kaçınılmaz yoktur çıkışı
Ağır yükle aştığım o yokuşu
Günü geldi boş indikçe yoruldum

* * *
 
Aşık Oldum


Aşık oldum görünce ben şu güzel gözlerine
Kulak verip de dinlesem o şirin sözlerine
Bana divanesin deme ben divane değilim
Dayanılmaz ki güzelin cilveyle nazlarına

O sarışın saçlarını beyaz gerdana salmış
Ellerini uzatmadan benim gönlümü çalmış
Talihim yardım etse de görsem tenhada kalmış
Yatsam da uyusam biraz o nazik dizlerine

Güzelim insafa gelse şansım yardım etmiyor
Senin o gül gibi siman hiç aklımdan gitmiyor
Seni gördükten sonra hiç gözüm uyku tutmuyor
Benim gibi uyku girmez inşallah gözlerine

Gençlikte yaptıklarına tez pişman olacaksın
Kurumuş yapraklar gibi sararıp solacaksın
Düşünüp tek teselliyi kendinde bulacaksın
Halil niye takılırsın sen elin kızlarına

* * *
 
Sizin İçin


Eridi de kar kalmadı dağımda
Artık bundan sonra sel sizin için
Neler yetiştirdim gönül bağımda
Ayırdım kırmızı gül sizin için

Şu dünyada garip garip gezerim
Gün olur ki tatlı candan bezerim
Size birkaç kıta şiir yazarım
Postaya salarım al sizin için

Aştım dağı yürüyorum ovada
Gezdim çiçekleri gönlüm havada
Tek kalmışım peteğim yok kovada
Çalışır yaparım bal sizin için

El ulaşmaz güzel siman görünmez
Bahçeye girmeden güller derilmez
Halil’in sözünden kimse darılmaz
Konuşurum tatlı dil sizin için

* * *
 
Aşka Düştüm


Aşka düştüm gönlüm havada gezer
Kınama ey dostum gülme halime
Ne imana sığar ne kitap yazar
Bakın dostlar bana olan zulüme

Anladım yok imiş düşenin dostu
Bilmem ki feleğin bana mı kastı
Ne oldu sevdiğim yar bana küstü
Kıymet veren yoktur gonca gülüme

Sev seni seveni beyhude yakma
İyi düşün hakkın emrinden çıkma
Oku sevdiğim de kusura bakma
Dinle bir duy neler geldi dilime

Soluyorum sam yeli vurmuş gül gibi
Kuru kaldım gazel dökmüş dal gibi
Yar kapında köle gibi kul gibi
Uzatmışım bir el versen elime

Ben bir asi kulum isyanım çoktur
Geç anladım sende merhamet yoktur
Sevmekle sevilmek ikisi haktır
Halil’den yadigar birkaç kelime

* * *
 
Elbette


Vazifedir diye yapmaya geldim
Garipler gurbette ölür elbette
Mektubum ulaşmaz çok sefil kaldım
Gam çekme bir yolu olur elbette

Gurbet elde garip kaldım nideyim
Memleket uzaktır nasıl gideyim
O gani mevlaya şükür edeyim
Yaratan kulunu bilir elbette

Mektubumu yazar salarım yola
Yolun açık olsun git güle güle
Halil de gözetir bir haber gele
Can sağ ise haber gelir elbette

* * *
 
Arıyorum


El attığım dallar koptu tutmadı
Beni saklayacak dal arıyorum
Kervan ilerlemiş kaldım biçare
Sadık dosta giden yol arıyorum

Bu yalancı dünya cevr ü cefalı
Yaşayanlar vardır zevki sefalı
Kendin yetiştirmiş eli şifalı
Derde derman olan kul arıyorum

Bu evren kainat nasıl kurulmuş
Coşkun sular akmış akmış durulmuş
Dünyanın etrafı suyla çevrilmiş
Bense bu alemde göl arıyorum

Dünyada bir uydu ayla yıldızlar
Bunların hepsi de güneşi izler
Ezelden ebede yolcuyuz bizler
Sonsuza gidecek sal arıyorum

Halil der ki yaş yetmişe yanaşmış
Şu aşkın elinden ciğerim pişmiş
Yaprağım dökülmüş dağa kar düşmüş
Yine zemheride gül arıyorum

* * *

Dünya


Bu alem fanidir gelen gidiyor
Ektiğini bir gün biçmeyen dünya
Alemde kim kime yardım ediyor
İyiyi kötüyü seçmeyen dünya

Paşa olsan millet uysa çağrına
Gün gelir ki ilaç olmaz ağrına
Bunca canlıları basmış bağrına
Kimseye pencere açmayan dünya

Kimin fakirlikten cinnet getirir
Kimin hükümdarı köşkte oturur
Sırası geleni alır götürür
Haktan adaletten geçmeyen dünya

Xodlu Halil bildiğini sunuyor
Yoktur bir çaresi içi kanıyor
Hak emriyle hiç durmadan dönüyor
Devamlı dönüp de uçmayan dünya
Allahım


Kimi yemek için ekmek bulamaz
Yoksulları dara sokma Allahım
Kimi de dünyayı yese doyamaz
Böyle kullarına bakma Allahım

Yedi cehennem var sekiz de cennet
Beş vakit emrolmuş farz ile sünnet
Bizleri bağışla sen eyle himmet
Gayya kuyusuna tıkma Allahım

Nazır oldu indi gökler katından
Hazreti Kuranın kıraatinden
Ol resurullahın şefaatinden
Ayırıp narlara yakma Allahım

Bedene emanet verdiğin canım
Bir gün sona ere sayılı günüm
Kıyamette senin nizam da senin 
O mahşer yerinde sıkma Allahım

Xodlu Halil der ki bir edna kulum
Elbet yaratana ayandır halim
Sırat köprüsüne varınca yolum
Affeyle aşağı dökme Allahım

* * *

Al Bu Kağıdı


Al bu kağıdı da oku bakalım
İnsan kıymetini bilenden misin
Gaddar olup ciğerimi yakıp da
Dostu ağlatıp da gülenden misin

Dilerim ki evet diyesin bana
Halimi anlatem kısaca sana
Gönlümü çevirip ulu divana
Hakka giden yolu bulandan mısın

Mevlam seni uğratmasın nazara
Çok naz etme canım geldi bizara
İnsanı ölmeden sağ sağ mezara
Koyup da intikam alandan mısın

Halil der dünyanın sonu bilinmez
Huzur yoksa bu dünyada gülünmez
Kimsenin geçmişi soyu bulunmaz
Yoksa sen de falan filandan mısın

* * *
 
Postacı


Nerde kaldı bilmem gönlümün varı
Bana yardan haber getir postacı
Gülmedim ağladım hep zarı zarı
Bana yardan haber getir postacı

Neden bir yaprağım kalmamış dalda
Bülbül terk eylemiş ötmüyor gülde
İçim kan ağlıyor gözlerim yolda
Bana yardan haber getir postacı

Hep mi bilmem böyle feleğin işi
Durmadan akıyor gözümün yaşı
Yoksa boran mıdır dağların başı
Bana yardan haber getir postacı

Halil çok uzatma bitir sözünü
Bilmem nasip midir görmek yüzünü
Kayıp ettim o cananın izini
Bana yardan haber getir postacı

* * *
 
Aman Allah


Aman Allah aman bu ne felaket
Şu gençlikte neler geldi başıma
Daha yaşım henüz yirmi demeden
Felek vurdu doyurmadı yaşıma

Ben giderim gözüm kaldı yollarda
Benim halim söylenmeli dillerde
Cenazem kalırsa gurbet ellerde
Bahtı kara yazın mezar taşıma

Annem babam duyar ah çeker ağlar
Çifte kardeşlerim karalar bağlar
Köyüm uzak ara yerde var dağlar
Felek çomak soktu her bir işime

Kara haber çıkar köye yayılır
Bacılarım duyar düşer bayılır
Beni duyan cenazeme yığılır
Ben giderim dostlar ağlar peşime

Halil bu dünyaya güvenmek olmaz
Dünyadan gidenler geriye gelmez
İnsanın saati günü bell’ olmaz
Azrail ortaktır yazım kışıma

* * *
 
Sevdiğim


Ayrılık hasreti içimi dağlar 
Bu ayrılık bize düştü sevdiğim
Yarından ayrılan elbette ağlar
Bu ayrılık bize düştü sevdiğim

Akşam olur sabah olmaz geceler
Ayrı düşmüş ah çekiyor niceler
İnsan sevdiğini dilde heceler
Bu ayrılık bize düştü sevdiğim

Ben Halil’im aşk elinden pişmişim
Çağım geçti yirmi beşi aşmışım
Bu da mevladandır ayrı düşmüşüm
Bu ayrılık bize düştü sevdiğim

* * *

Var


Gururlanma gönül dinle nasihat
Sana bir ruh akıl fikir veren var
Kendin yalnız sanıp hata işleme
Sağında solunda elbet duran var

Kuşa kanat vermiş gökte uçurur
Çöldeki canlının suyun içirir
Kar altında altı ayın geçirir
Taş altında karıncayı gören var

Gönül verme bu dünyanın varına
Ne yazına güven ne baharına
Kışın bir bak bu dağların karına
Yaz gelince çiçekleri deren var

Çalışıp kimseye vermezsen mecal
İstersen dünyada göklere yücel
Bir gün kapınıza gelecek ecel
Azrailin esvabına giren var

Yazın yağmur yağar kışın kar olur
Bir dem kurur bir dem bahçe bar olur
Halil sanma fani dünya yar olur
Kara yerin duvarını ören var

* * *
 
Ayrılık


Devir döner çiçek açar her yanda
Anlarız böylece baharı yazı
Ben ise kalmışım gurbet ellerde
Felek nazlı yardan ayırdı bizi

Çeken bilir bu sevdanın karını
Yar yoluna feda eder varını
Alırlarsa bir yiğidin yarini
O tatlı canına düşer bir sızı

Gurbette kalmışım mektubum gelmez
Garibim halimden kimseler bilmez
Yardan ayrılanın hiç yüzü gülmez
Bilmem ki kimlere dinletem sözü

Halil sevdiğinden almazsa nişan
Artık kurtulamaz hali perişan
Mevlasından bulsun işe karışan
Dilerim tek günde kör olsun gözü