Image
Image

AyNur

1974 yılında Artvin’in Aşağı Xod (şimdiki adı Aşağı Maden) köyünde doğdu. Asıl adı Aynur Duman'dır. İlk ve ortaokulu köyünde, liseyi Ardeşen’de okudu.

Babası Arif Pekal’dan (1938-1991) etkilenerek şiirle ilgilenmeye başladı. 18 yaşında evlenerek Almanya’ya yerleşmesi şiire olan tutkusunu artırdı.

AyNur zamanla tanıştığı bazı şairler ve okuduğu kitaplar vasıtasıyla kendini geliştirdi.

Genelde gurbet, hasret gibi konuları işleyen AyNur’un şiirleri »Hayaller« (2016) ve anılarını toparladığı »Bitmeyen Türküm« (2022) adlı kitapları yayımlandı.

Şiirler

Bizim Oralar


Taşında elime kına yakardım
Yaşanası yerdi bizim oralar
Penceremden karşı dağa bakardım
Nice göçler verdi bizim oralar

Ocakta kondarlı çorba tüterdi
Kaya başlarında nişoş biterdi
Küme küme keklikleri öterdi
Cennet ile birdi bizim oralar

Bazen ocaklarda kebap pişerdi
Çay için kaynayan güğüm taşardı
Seven sevdiğine gece koşardı
Bilmeyene sırdı bizim oralar

Düğünde cümlesi halay dönerdi
Ekmek tükenince tandır yanardı
Aç kalan peynire ekmek banardı
Çoğuna bir yardı bizim oralar 

Şaşortlar yaylaya yazın göçerdi
Zamanı gelince ekin biçerdi
Havada çeşitli kuşlar uçardı
Topraktaysa dardı bizim oralar 

* * *

Dürüstlük


Servetin peşine düşer olundu
Bir kaç pul uğruna gitti dürüstlük
Çalıp çırpma ile mevki alındı
Göz göre göre de bitti dürüstlük

İnsanlık kalmamış revaçta yalan
Bismillah diyerek ediyor talan
Kazanmak olmuş tek akılda kalan
İşte böyle böyle yitti dürüstlük

İnsan değerlenmez pulla parayla
Mutluluk olmazmış köşkle sarayla
Sen sen ol ameli yazma karayla
Gönüllerden firar etti dürüstlük

* * *

Gezerim


Bakma öyle güldüğüme
Ölmüşüm ben sağ gezerim
Kanma dimdik durduğuma
Ölmüşüm ben sağ gezerim

Kanat çırpan bir kuş olsam
Havalanıp göğe dalsam
Dertlerimi bir bir salsam
Ölmüşüm ben sağ gezerim

Bulamadım bir dost candan
Besleniyor dünya kandan
Sarmış dertler dört bir yandan
Ölmüşüm ben sağ gezerim

* * *

Gitme Zamanı


Bu dünyada hiçbir arzum kalmadı
Acaba ne zaman gitme zamanı
Yarim gelip bir gün gönlüm almadı
Acaba ne zaman gitme zamanı

Umut yüklediğim dallar kırıldı
Beden iflas etti ruhum yoruldu
Bir günden bir güne hal mi soruldu
Acaba ne zaman gitme zamanı

Konuşmayı söz sohbeti unuttum
Gözümdeki yaşlarımı kuruttum
Evlatlarla ben kendimi avuttum
Acaba ne zaman gitme zamanı

Yollar memlekete beni salmadı
Mektubu verecek turna kalmadı
Yarim bana fistan köynek almadı
Acaba ne zaman gitme zamanı

* * *

Sevdiceğim


Çeşmeye vardım ki suyun içmeye
Bir de ne göreyim oy sevdiceğim
Utandım da bakamadım yüzüne
O da benim gibi toy sevdiceğim

O anda bende her duygudan vardı
Bütün vücudumu heyecan sardı
O ne muhteşemdi ne güzel yardı
Gönül tazelendi vay sevdiceğim

Boyu uzun benziyordu selviye
Bu utangaç bu çekingen hal niye
Söyleseydin bana yakın gel diye
Gören mi olurdu ey sevdiceğim

* * *

Dere


Kesilmiş ağaçlar kurumuş akmaz
Yıllarca coşkuyla çağlayan dere
Sararmış yatağı kuşları ötmez
Doğayı hayata bağlayan dere

Üstünde kelebek kuşlar uçardı
İnekler keçiler suyun içerdi
Çocuklar köpründen koşup geçerdi
Bizlere nimetler sağlayan dere

Yıllar yılı aktın canlıydı doğa
Kurumuş olmuşsun artık boş sağa
Gelince divana padişah ağa
Şimdi bizim ile ağlayan dere
Hayaller


Karanlığın ortasında kalmışken
Beni aydınlığa saldı hayaller
Gökyüzünde uçan turnalar gibi
Yüzüme dostlukla güldü hayaller

En kötü günümde benimle olan
Mevsimler kış iken baharı bulan
Günümü güneşli sıcacık kılan
Her zaman umutla doldu hayaller

Meyil etmem kadir bilmez aşına
Gidecektir herkes kendi işine
Düşmek lazım gece gündüz peşine
Daim doğru yolu buldu hayaller

* * *

Gözlerim


Evin çardağında oturup kaldım
Beni karşı dağa saldı gözlerim
Kulağıma rüzgar hayale daldım
Gökte bulut gibi doldu gözlerim

Çıkıverdim yüce dağlar başına
Hayran kaldım toprağına taşına
El uzattım gökte uçan kuşuna
Ayağımı yerden aldı gözlerim

Mevsimlerden almış dünya rengini
Her bir şey çok güzel bulmuş dengini
Herkes kendi için verir cengini
Ufuklara dalıp kaldı gözlerim

Bu sefer de gözlerimle dolaştım
Ayağımdan daha fazla yol aştım
En sonunda yine eve ulaştım
Sevgiyi evlatta buldu gözlerim

* * *

Memleketime


Ruhumu eskitti bu yaban eller
Götürün beni de memleketime
Hançer oldu bana sevgisiz diller
Götürün beni de memleketime

Kalmadı mecalim yetmiyor azam
Bırakın da şöyle yaylamda gezem
Sağayım sütleri makine dizem
Götürün beni de memleketime

Desinler ki artık al hevesini
Duyayım merada kuzu sesini
Geçeyim köprüden gür deresini
Götürün beni de memleketime

* * *

Baba


Ozandın pehlivan zanaatkardın
Senin evladındım sevindim baba
Doğru insan dürüst kanaatkardın
Seninle her zaman övündüm baba

Güzel hikayeler dinledim candan
Gönülden sevmeyi öğrendim senden
Çocukken anlattın geceden günden
Anılarımızla avundum baba

Yokluğun uzunca seneler oldu
Aklıma gelende gözlerim doldu
Bu ayrılık bizi çok erken buldu
Yokluğunda daima dövündüm baba

* * *

Üstünde


Bugün sabah ile bir güzel gördüm
Almış güğümleri kolun üstünde
Ayağında lastik kara yemeni
Yürüyor endamlı yolun üstünde

Giyinmiş çiçekli gösterir özü
Oyalar içinde kalmış ak yüzü
Sevgi şefkat ile bezenmiş sözü
Örülmüş saçları belin üstünde

Bağlara giderken çapa elinde
Peynir ekmeğini takmış belinde
Hiç eksik olmuyor türkü dilinde
Bülbül yuva yapmış dalın üstünde

Tarlada orakla buğdayı biçer
Akşam olunca da radyoyu açar
Çiçekler çeşitli kokuyu saçar
Arı gibi döner balın üstünde 

Lamba ışığında etamin işler
Gülünce görünür inciden dişler
Kaleme benziyor o kara kaşlar
Kınaları yakmış elin üstünde

* * *

Anneciğim


Nice güzel günler hep senin olsun
Sen her zaman mutlu ol anneciğim
Evlatların sarsın seni sevgiyle
Huzurlu neşeli kal anneciğim

Daima şefkatle büyüttün bizi
Sen oldun hayatın tadıyla tuzu
Ayrılığın oldu içimde sızı
Beni de yanına al anneciğim

İnsanlar tanıdım insanlar gördüm
Bazen sağır dilsiz bazen de kördüm
Çözülmedi bir şey kendimi yordum
Sen oldun tuttuğum dal anneciğim