Aşıklar & Şairler

Sefil Heyrani
Fotoğraf: Bekir Karadeniz

   

 

 

Sefil Heyrani

1890-1958. Artvin’in Yukarı Xod (şimdiki adı Yukarı Maden) köyünde doğdu. Asıl adı Muhammet Işıkdemir’dir. Bazı kaynaklarda doğum tarihi 1898 olarak aktarılmaktadır. Ancak kesin bir bilgi bulunmamasına karşın 1. Dünya Savaşı (1914-1918) dönemindeki seferberlik dolayısıyla Beyşehir’e göçtüklerinde yaklaşık 20 yaşlarında olduğuna göre doğum yılı 1880’lerin sonlarına doğru olmalı.

Aşıklık geleneğini küçük yaşlardan itibaren öğrendi. Bağlama çalmasını bilmemesine karşın, yörede sesinin güzelliği ile tanındı.

Döneminde birçok aşıkla tanışıp dostluk kurdu ve onlarla deyişmelerde bulundu. Ancak bu örnekler yazıya geçirilmeden zamanla yitip gitti. Ayrıca oğullarıyla da deyişmeleri oldu.

Asıl mesleği demircilik olan Sefil Heyrani, deyişlerini genellikle doğaçlama söyledi. Kendi türküleri dışında Xodlu Şamili’den (1810-1865) Narmanlı Sümmani’ye dek birçok aşığın türkülerini de söyledi ve sonraki kuşaklara taşınmasına yardımcı oldu.

Sefil Heyrani köyünde öldü ve orada toprağa verildi.


Ağlıyor

Düşün gönül devr-i dünya işini
Yastık elden gitti başım ağlıyor
Nazar kıl dünyanın car köşesine
Akar gözlerimden yaşım ağlıyor

Dolaşır sinnimiz bellidir yeri
Dahi arz edemem devleti varı
Çalışmaz cesedim kalmıştır geri
Dolaşır peşime işim ağlıyor

Giden gün ömürden gitti bilemem
Her gidip gelenden haber alamam
Yediğim taamdan lezzet bulamam
Bozuldu damağım dişim ağlıyor

Sefil Heyran kendin hayale daldın
Sarardı gül benzin bak nice soldun
Arayıp pirliği nerede buldun
Gece hayalimde düşüm ağlıyor


Bilal’in

Hey ağalar size tarif eyleyim
Aksine dönüyor carı Bilal’in
Kader böyle imiş yoktur çaresi
Kesildi dizinden feri Bilal’in

Tabancasın koymuş idi beline
Tulumunu almış idi eline
Güzeller yığılmış sağı soluna
Doludur etrafı beri Bilal’in

Sabahleyin kalktı evden verildi
Gitti sevinmeyle gayet yoruldu
Vardı Boğut bellerinde vuruldu
Orada bellidir yeri Bilal’in

Her haçan vuruldu arttı figanı
İşitenler geldi doldu dört yanı
Meğer yara almış incinir canı
Taşlara serildi seri Bilal’in

Sanki mail idi bir avuç ota
Onu da getirip çorbaya kata
Gitti ayağıyla bindi tabuta
Atlamaz ayağı geri Bilal’in

O vuruldu n’oldu diye durdular
Açtılar gömleğin yaran gördüler
Tez iken mah’leye haber verdiler
Orada yokladı piri Bilal’in

Rus doktoru baktı hal çaresine
İlaç yapamadı can yarasına
Heyrani der sözü al sırasına
Yazık gitti elden varı Bilal’in

 

 


Şairler